Pazartesi, Mart 31, 2008

HİÇ ÜZÜLMEYİN “BULUNUR”


Bugün bir torba kömür ile, iki kap yemek ile, tebaa durumuna düşürülmeye çalışılan Türk Toplumu’na onun her daim dünyaya meydan okumuş bir halk olduğunu anımsatmaya devam edeceğiz.


Geçtiğimiz günlerde bir yurtiçi ziyareti sırasında yoluna çıkan bir belde sakinlerinin, Başbakan Erdoğan’a yeni çıkardıkları ve belde belediyelerin kapatılmasına neden olan yasa çerçevesindeki mağduriyetlerini iletmelerine karşılık Başbakan’ın vermiş olduğu tepki medyaya fazla yansımadı.

Doğrusu medya Başbakan’ın bazı konulardaki çıkışlarına karşılık gösterdiği tepkisizliği, son günlerde üst üste gelmiş olduğundan, telafi etmede gecikmedi; iki farklı “ilginç” açıklama sütunlarda geniş bir yer buldu. Yer bulan bu açıklamalardan birisi üç çocuk yapma önerisi, diğeri de suçluları affetme konusunun mağdurun ailesine ait olduğu idi.

Gözden kaçan ve belde sakinlerine çıkışırken gösterdiği tepki ise yoluna çıkanlara “Sizi kim buraya gönderdi? Sizi kim organize etti?” şeklindeydi.

Ülkemizde sadece siyasi vitrindeki değil, kamuoyunu ilgilendiren her vitrindeki (medya, şov dünyası, spor dünyası vb) ortak bir özellik bu. Rol model durumunda olan (ünlü) bireylerin rol modelliğini kendi istedikleri zamanlarda ve mekanlarda yapmak isteyip, istemedikleri zaman ya da mekanlarda yapmaktan kaçınma yaklaşımı. Bu yaklaşım doğal olarak medya mensupları ve onların aracılığıyla kamuoyunu bu ünlü figürlerle karşı karşıya getiriyor. Neden?

Cevap basit. Rol modelliğin yeri ve zamanı yoktur. Haftanın yedi günü, günün yirmidört saati her yerde rol modellik yapmak zorundasınız. Biraz da bundan olacak; rol modelliğini icra ederken eğer “takıyye” yapıyorsanız, bir yerlerde açık verirsiniz.

Başbakan’ın belde sakinlerine gösterdiği tepki de bu türden bir açık. Konunun bu sütunla ilgisi ise bu tepkinin işaret ettiği mentalitenin bireye, demokrasiye, açık topluma, bu olgulara altyapı teşkil eden internete yaklaşımı için de bünyesinde bir anlam taşıması.

Bu mentaliteden şu tür sonuçları çıkarmak olası: Demek ki Başbakan’ın bir grup insanın bir araya gelip haklı olduklarını düşündükleri bir konuda haklarını barışçıl yollardan arama çabası asla yine o grubu oluşturan bireylerin özgür iradeleriyle bir araya gelmeleri sonucunda oluşamaz.

Demek ki bizim ülkemizde bireyler haklarını arama konusunda acizdirler; ancak perde arkasından birileri onları manipüle ederse harekete geçerler. Hal böyle olunca da topluluğun gösterdiği tepkinin bir önemi yoktur; arkadaki ajitatörlere, manipülatörlere ulaşıp yine perde arkasından onlarla dialog kurulursa, sokaklardaki hereketlilik de istenilen şekle sokulur.

Başbakan bu konularda emprovize hareket edecek kadar deneyimsiz bir siyasetçi değil. Onun bu yaklaşımını baz aldığımızda karşımıza çıkan tablo beni endişelendiriyor. Endişe bir yana aslında internet gibi bir altyapıdan toplum olarak neden verimli bir şekilde istifade edemediğimizi daha iyi anlamamı sağlıyor.

Şimdiye kadar sanki o potansiyel bir kez fark edilse onun hakkını verecek bir mental altyapının olduğunu düşünüyor ve problemin o irtibatlandırmayı yapamamaktan kaynaklandığını düşünüyordum. Ancak yukarıdaki bakış açısından değerlendirdiğimde problemin aslında çok daha derin olduğunu düşünmeden edemiyorum.

Bu endişeli durumdan kurtulmamı sağlayan olgular yok mu? Var. Yakın tarihimizde de var; şu an da var. Yedi düvele karşı vermiş olduğumuz Ulusal Kurtuluş Savaşı bunun en büyük örneği. Merhum Attila İlhan’ın dipten gelen dalga olarak adlandırdığı olgu ise çok daha taze yeni bir örnek.

O halde sonuç? Sonuç şu ki rol model olarak topluma neyi şırınga ederseniz toplum o yöne doğru meylediyor. Bugün bir torba kömür ile, iki kap yemek ile, tebaa durumuna düşürülmeye çalışılan Türk Toplumu’na onun her daim dünyaya meydan okumuş bir halk olduğunu anımsatmaya devam edeceğiz.

Muhtaç olduğumuz motivasyon, “Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini / Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini” diyen Namık Kemal’i meclis kürsüsünden yanıtlayan M.Kemal Atatürk’ün şu cevabında mevcuttur:

Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini

(Not: mader; anne demektir)

Cumhuriyet Bilim Teknoloji - Ooof Off Line Köşesi - 21 03 2008