Cuma, Ekim 17, 2008

YENİ DÜNYA DÜZENİ KRİZİ


Bugün canı yanan, batan, yok olan firmalar 2001’den beri dünyanın canını acıtarak para kazananlar değil mi? Cumhuriyetçiler, son dört yıldır varlığı bilinen krizi, W’nun başkanlık döneminin sonuna dek taşımayı başardı. Şu anki planları da olsa olsa, Demokratların kesin zaferi ile sonuçlanacak gibi görünen başkanlık seçimi sonucunda iktidara gelecek Demokrat başkanı, başkanlık yapacağı dört yıl boyunca bu krizin pisliklerini temizlemekle meşgul edip yıpratmak. İkinci kez seçilmesini engellemek ve dört yıl sonraki başkanlık seçimini almak.


Dünya ABD merkezli ekonomik krizle sarsılıyor. Daha önceki Asya, Rusya merkezli krizleri fırsata dönüştüren çokuluslu finans şirketleri birer ikişer dökülüyor. Ya devletleştiriliyorlar ya da ayakta kalmayı beceren sağlamcı kurt eski-dostları tarafından yutuluyorlar.

Tüm bunların teknolojiyle ne ilgisi var? Aslında bu krizin nedenini ve ardından gelecek yeni dünyayı düşündüğümüzde soru biraz daha anlamlı gelecektir. Malum ABD’de başkanlığının parti değiştirdiği her dönemde global anlamda dramatik değişiklikler de beraberinde geliyor.

Benim anımsadığım “Yeni Dünya Düzeni” kavramından ilk bahseden “Baba Bush” idi. Birinci Irak Savaşı’nı TV’den izledik. Ardından iki dönemlik Demokrat Clinton başkanlığında dünya ekonomisi yepyeni bir olgu ile tanıştı : Internet.

Bildik, klasik ticaret ve ekonomi dünyası aşağılandı. Onun yerine başına e- getirilen yeni kavramlar sükse yaptı: e-ticaret, e-ekonomi, e-eğitim vb. Aslında bu dönüşüm de Demokratların vizyonundaki “Yeni Dünya Düzeni” idi. Ancak ne yazık ki Demokratlar, biraz da Clinton’ın sansasyonel gönül ilişkileri nedeniyle üçüncü dönemi kazanamadılar. Al Gore, valiliğini şu anki başkanın kardeşinin yaptığı Florida eyaletinde seçimleri bir kaç yüz oyla kaybetti. Seçim o denli atbaşı gidiyordu ki Florida’yı kazanan, tüm ülkeyi kazanmış oldu. Böylece “W” Bush dönemi başladı.

Seçildikten altı ay sonra desteği dibe vuran Bush’un daha birinci yılı dolmadan Cumhuriyetçilerin Yeni Dünya Düzeni’nin ikinci versiyonu devreye girdi. Bu kez çok daha ciddi bir oyun sahneleniyordu. Terör ABD’den içeri girdi. Dünya TV’den bu kez 11 Eylül saldırılarını izledi.

Ardından gelen Afganistan, Irak savaşları ve dünyanın o bildik, konvansiyonel, “yık-yeniden yap-o arada sömür-para kazan” modeline yeniden zorlanması.

Bugün canı yanan, batan, yok olan firmalar 2001’den beri dünyanın canını acıtarak para kazananlar değil mi? Cumhuriyetçiler, son dört yıldır varlığı bilinen krizi, W’nun başkanlık döneminin sonuna dek taşımayı başardı. Şu anki planları da olsa olsa, Demokratların kesin zaferi ile sonuçlanacak gibi görünen başkanlık seçimi sonucunda iktidara gelecek Demokrat başkanı, başkanlık yapacağı dört yıl boyunca bu krizin pisliklerini temizlemekle meşgul edip yıpratmak. İkinci kez seçilmesini engellemek ve dört yıl sonraki başkanlık seçimini almak.

Petrol sanayii bunu güzelce gerçekleştirdi. 30 dolarlık petrolun fiyatını neredeyse 200 dolara çıkardı. O fiyattan yapılan işlemlerin yarısından fazlası gelecek yıllardaki “petrol rekoltesi” ile ilgili kağıt üzerinde yapılan alım-satımlardı. Bugün elinde örneğin 2011 yılının Nijerya petrolünü 170 dolardan almış olanlar, 2011’de petrolün reel fiyatı 50 dolar olursa, 120 dolar zarar etmiş olacak yani.

Sonuçta kıyasıya bir mücadele söz konusu. Dünyanın refahı neye dayandırılacak? 20. yüzyıl vahşi kapitalizmin silinmez izleri ile geçti. 31 sene içinde (1914-1945) toplam on sene süren iki tane dünya savaşı, kritik doğal kaynakların ya da stratejik konumların dibinde çıkarılan sayısız bölgesel savaşlar.

Birileri 21. yüzyılın da böyle geçmemesi için savaşırken, başka birileri eski tas eski hamam devam etmesi için elinden geleni yapıyor. Değişim isteyenler teknolojiye, bilime, bilişime, genetik bilimine, yenilenebilen alternatif enerji kaynaklarına yönelmek istiyor. Başka birileri ise elinin zayıflaması anlamına gelecek bu sıçramayı reddiyor.

Bugün global ekonomi sahnesinden çekilenleri, elinin zayıflamaması için direnenlerin, bu sıçramayı reddedenlerin ekonomik kanadı olarak yorumluyorum. Onların yerini yenileri alacak. Fatura çoktan çok, azdan az olacak şekilde herkese kesilecek (kimse “ama ben bir şey yapmadım” demesin, demokrasinin güzelliği burada, bu pisliği yaratanlar yetkiyi halkların oylarıyla aldılar).

Evin sımarık çocuğu evin kaynakları tüketti ve geriye evin sorumlu çocuğunun herkesin gözünden ırak biriktirdiği kaynaklar kaldı. Mecburen o kaynaklar da eritilecek. Ancak bu kez şımarık çocuk evden kovulacak gibi görünüyor. En azından dünyada böyle oluyor.

Biz ne yapmalıyız? Ne vurup yıkanların yanında olup bundan istifade edebiliyoruz, ne de taş üstüne taş koyup yeni bir şey icat edebiliyoruz.

Cumhuriyet Bilim Teknoloji - Ooof Off Line Köşesi - 17 10 2008

Hiç yorum yok: